KIBRIS SORUNU

KIBRIS SORUNU

Enes Eskin - 4 ay önce - Siyasi Tarih - 473


KIBRIS SORUNU

Kıbrıs Adası’nın Jeopolitik Önemi ve Üzerindeki Egemenlikler:

Akdeniz’in 3. en büyük adası olan Kıbrıs geçmişten günümüze bölge için önemli bir role sahiptir. Kıbrıs Adası tarih boyunca pek çok devletin egemenliğine girmiştir. Geçmişten beri ekonomik ve askerî açıdan büyük öneme sahip olan Ada 1573’te tamamen Osmanlı Egemenliğine girmiştir. Ada Osmanlı-Rus Harbi sonucunda İngilizlere 1878 yılında Rusya’ya karşı destek almak maksadıyla kiralanmıştır. 20. yüzyılda başlayan Harbi Umumi[1] sonucunda İngiltere 1914’te savaşı gerekçe göstererek adayı ilhak etmiştir. Lozan Antlaşmasıyla bu ilhak resmi olarak tanınmıştır. (Ada’nın İngiltere için önemi sömürgelerine giden yol üzerinde bulunmasıdır.) Ada resmen İngiliz idaresi altında bulunduğu süre boyunca(1959’a kadar) ve daha sonrasında da Rumlar hedefleri olan Enosis için faaliyetlerde bulunmuşlardır. 

Enosis Nedir?

Kısaca Enosis; Yunan Megola İdea’sı içinde Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasıdır. Yunanistan resmi olarak ilk kez 1928 yılında bu ortaya atmış ve Kıbrıs’ın kendisine bağlanmasını istemiştir. 2. Dünya Savaşının ardından Enosis fikri iyice kuvvetlenmeye başlamıştır. Rumlar 1949 tarihinde Birleşmiş Milletlere başvuruda bulunmuş ve Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını istediler. Yunan Hükümeti de 1954 yılında Kıbrıs Meselesini Birleşmiş Milletlere taşımıştır. BM genel kurulda görüşmeyi kabul ettikten sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin tavrı adanın kesinlikle Yunanistan’a verilemeyeceğini duyurmuştur. Sonucunda BM, Yunanistan’ın teklifini reddetmiştir. 

Bu gelişme üzerine Enosis’i gerçekleştirmek için Yunanistan’ın desteği ile terör örgütü olan E.O.K.A faaliyetlerine başlamıştır.

E.O.K.A Nedir?

Terör Örgütü E.O.K.A. Yunan Hükümeti, Makarios ve General Grivas iş birliği ile kurulmuştur. Temel kuruluş amacı siyasi yollarla sağlanamayan Enosis’i silahlı eylemlerle gündeme getirip dayatma ile sağlamaktır.

Bu terör örgütünün kurulmasına öncülük eden pek çok alt örgüt, gruplaşma da mevcuttur. Bunlardan bazıları PEON, OHEN’dir. 

Diplomasi Faaliyetleri:

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere Yunanistan’ın BM talebinden sonra, taraflar arası gerilim iyice artmaya başladı. Türkiye, İngiltere, Yunanistan Dışişleri Bakanlıkları sorunun çözümü için diplomatik görüşme yapmayı kabul ettiler. 5 Şubat 1959’da Türkiye ve Yunanistan Başbakanları ve Dışişleri Bakanları Zürih’te bir araya geldiler. Görüşmelerin ardından 11 Şubat 1959 tarihinde Zürih Antlaşması imzalandı. Zürih Antlaşması; “Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın Temel Yapısı ile İlgili Antlaşma”, “İttifak Antlaşması” ve “Garanti Antlaşması”ndan oluşmaktadır.[2] Bu Antlaşma İngiltere dahil olmadığı için hukuki bir sonuç doğurmayacaktır. Taraflar daha sonra Londra’da da bir araya geldiler. Görüşmeler sonucunda 19 Şubat 1959 tarihinde Londra Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaların neticesinde 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur. Yukarıda adı geçen antlaşmalar ise bir bütün olarak Lefkoşa Antlaşması olarak tekrar imzalanmıştır. Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluş itibariyle özel bir yapıya sahiptir.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kurulması Sorunu Çözmek İçin Yeterli Gelmedi:

Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan kısa bir süre sonra Makarios ve destekçileri bu durumu Enosis’e giden yol için bir basamak olarak değerlendirmişlerdir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasalarını ihlallerine başlamışlardır. 1963 yılında Türklerin aleyhine olacak şekilde teklif edilen anayasa değişikliğini Türkiye ve adada yaşayan Türkler reddetmişlerdir. Bunun üzerine Rumlar, Türklerin adadan tamamen atılması ya da yok edilmesi planı olan Akritas’ı uygulamaya başladılar. 

Bu noktadan sonra silahlı katliam ve eylemleri E.O.K.A. üstlenmiştir. Kanlı Noel ve akabinde gelişen olaylar sonucu Türkiye Garantör taraf olarak 1964’te müdahale için hazırlıklara başlasa da ABD Başkanı’ndan gelen tehdit mektubu yüzünden müdahale planı durduruldu. Bunun üzerine 1964 sonrasında Yunanistan Kıbrıs’a gizlice asker göndermeye başladı. 1967 yılında E.O.K.A. ve Yunan Ordusu müşterek hareket ederek Türk Köylerine saldırılarda bulundu. Bunun üzerine Türkiye’ye ait savaş uçakları bölgede uçuşa başlamış ve TBMM, saldırıların devamı halinde savaş açma kararı almıştır. Akabinde Yunanistan saldırıları durdurup işgal ettiği bölgelerden çekilip gizlice gönderdiği askerlerinden bir kısmını geri çekmiştir.

Rumlar ve Yunanlılar çekildikten sonra bölgede Geçici Türk Yönetimi ilan edilmiştir. Zamanla geçici kısmı bırakılıp Türk Yönetimi olarak kalmıştır. Bu olaylardan sonra Yunanistan’da gerçekleşen askeri darbe sonucunda 1974 yılında Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak isteyen cunta komutası Makarios’u indirip yerine Nikos Sampson getirilmiştir. Bu darbenin ardından Türkiye Cumhuriyeti 20 Temmuz 1974 yılında adaya askeri müdahalede bulunmuştur. Bu müdahale sonrasında yapılan Cenevre Konferansında Türkiye’nin müdahalesinin haklı olduğu kabul edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin adadaki varlığı kabul edilmiş Özel Türk Yönetimi tanınmıştır. Sonraki Cenevre Konferansında istenilen sonuç alınamayınca Türk Silahlı Kuvvetleri ikinci kez müdahaleye başlamıştır. Bu müdahale sonucunda adanın kuzey kısmı tamamen Türk kontrolüne geçmiştir. 

1975 yılında bölgede düzenin sağlanması için Kıbrıs Türk Federe Devleti ilan edilmiştir. Rum tarafı ise bu ilanın 1960 antlaşmalarına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurulması:

Adadaki Türkler Enosis’e gidebilecek her türlü çözüme itiraz ederek, adada ikili federe yönetim ve TSK’nın adada güvenlik için varlığını sürdürmesini istiyordu. Rum kesimi diplomatik olarak anlaşmak yerine sürekli olarak BM’e durumu taşıyarak 1983 yılında BM’nin Türkler aleyhine karar vermesini sağladı. Türkiye bunun üzerine kararı reddettiğini ve adadaki Türklerin self-determinasyon hakkının olduğunu ilan etmiştir.

15 Kasım 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti resmen kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti hemen KKTC’yi tanıdı. Bunun üzerine Yunanistan Türkiye’ye nota vermiştir. Bu nota sonucunda durum BM Güvenlik Konseyine taşınmıştır. Konseyin kararı KKTC’nin tanınmaması yönünde olmuştur.

Neticede tüm barışçıl ve siyasi yollardan çözüm için çabalayan Türkler, haklı oldukları halde dünyanın gözlerini başka yere çevirmeleri yüzünden tüm insanların temel hakkı olan yaşama hakkı dahil pek çok hakkının ihlaline karşı verdiği Haklı Mücadele sonucunda resmi olarak kabul görememiştir. Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti dışında KKTC’yi tanıyan devlet bulunmamaktadır. 

Kıbrıs Sorunu hala çözüme kavuşmamıştır ve ada üzerindeki çıkarlar uzun bir süre daha çözüme kavuşmasını engelleyecek gibi gözükmektedir.

KAYNAKÇA

Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt: 12, Özel S., 2010, (Basım Yılı: 2012)

Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları Sayı/Issue: 37, 2020

Tamcelik, Soyalp, "Jeopolitik Teoriler Acisindan Kibris'in Onemi (The Importance Of Cyprus Island in Geopolitical Theories)" (2011). Center for Turkish Studies Occasional Paper Series. 3.

KIBRIS

İLK ÇAĞLARDA KIBRIS

OSMANLI DÖNEMİ'NDE KIBRIS 

KIBRIS'TA İNGİLİZ DÖNEMİ
 

[1] Harbi Umumi: 1. Dünya Savaşı

[2] Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt: 12, Özel S., 2010, (Basım Yılı: 2012) Müge Vatansever Sayfa 1500

YORUMLAR
YAZAR
enes-eskin-1643295470.jpg

Enes Eskin

ARA
REKLAM
EN ÇOK OKUNANLAR
BÜLTEN ABONELİĞİ

Son paylaşılan makalelerden, anında haberdar olmak için bültene katılın.

Sosyal Bağlantılar
hukukmirasim
hukukmirasim
hukukmirasim